İntihar Senaryoları

      İntihar etmek üzere olan birisi kendini nasıl öldüreceğini mi daha çok düşünür yoksa son mektubunun detaylarını mı? Ne şekilde öleceğine karar vermek garip bir özgürlüktür.

      En az acıyı çekmeye gitmek iyibir yoldur aslında. Bu tip durumlarda genelde ilaç ya da ip tercih edilir diye düşünüyorum. İlk bakışta en az acı bu yollarla çekilir gibi görünüyor. İlaç içildiğinde son dakika kurtarılışı da yaşanabilir ki (isteyenler için) oldukça güzel olabilir. Son dakika vedalaşmalarının tadına bakıp, yeniden hayata dönmek… Yalnız bu yöntemdeki ölümü bekleme sendromu beni sıkabilir, malum şehir çocuğuyuz. İple kendini asmanın da ciddi bir siyasi duruşu olduğunu inkar edemeyeceğim. Bir ideal uğruna kendimi asmam gerekse bunu seçerdim sanırım.

      Tabancayla kafaya sıkmanın karizmasına herhangi bir başka bir yöntemin yaklaşma ihtimali oldukça düşüktür. Nice şarkılara da konu olmuş bu tabir arkada kalanlara efsane olmanın yolunu açabilir. Tabi öldükten sonra efsane olmaın ne işe yaradığı da her zaman soru işaretidir.

      Bilek kesmek klasik psikolojik intahar yöntemidir. Genelde tutkulu aşk sendromlarının ağırlaşmış hallerinde rastlansa da diğer psikolojik sorunluluk durumlarında da sıkça rastlanır. Genelde evde birisi varken bu tip intiharlara gidilir ve evden birisi bileklere bez bağlayıp hastaneye yetiştirir. En azından televizyondaki bilek kesme sahnelerinde genelde ölüm olmuyor, gerçek hayattaki istatistkleri bilmiyorum… Bilek kesilmeden önce aşık olunan kadına itinayla bir mektup yazılır ve o kadının geri kalan hayatı itinayla mahvedilir ve bilekler kesilir işte.

      Bir de popülerlik çabasındaki intihar yöntemleri vardır. En güzel örneği çatıdan bacadan kuleden hatta en güzel köprüden atlamaktır. Bu genelde atlayacak gibi yapmaktır. Genelde o kadar başarsızlıkla sonuçlanıyor ki, başaranları alkışlayasım geliyor. Tamam, kabul ediyorum çok saçma :)

     Bence aklı başında herkesin aklından intihar etmek geçmiştir ve aklı başındaki kimse intahar etmez. Peki aklınızdan geçiyorken aklınızdan geçen senaryo nasıl olurdu? Deneme yanılma olmadığından seçimin iyi yapılması önemli :)

Published in: on Kasım 20, 2009 at 4:04 pm  Yorum yapın  

Uçurumun Kenarında

      Kaza süsü verilmiş intihardan başka bir şey değildi bu aşık oluşlarım. Biteceğini bilerek aşık oluyorum her defasında. İlişki yaşamak mı daha çok üzüyor yoksa yaşamamak mı bilmem. Sadece bir kıza aşık olup onu anmak mı daha erdemli yoksa doğru kızı bulmak için çalışmak mı? Peki ya içimdeki dolmak bilmeyen boşluk… Ben kaç ceset attım o uçurumdan aşağı. Yığınlarla toprak attım üstlerine. Sırf o uçurumu kapatabilmek için ama nafile. Ne yaptıysam olmadı. Sonsuz bir uçurum hala. Attıklarımı göremiyorum bile. İsimlerini de hatırlamıyorum çoğunun, sadece katil olmanın vicdan azabı var içimde, o kadar… Her ölenle ölüyorum gerçekten. Aşık oluyorum, bir kadın büyütüyorum içimde ve öldürüyorum. En garip yanıysa ölenlerin ruhu duymuyor. Nüfus memuruna da iş çıkartmıyorum aslında. Benim dünyamda vatandaşlık numaraları yok insanların. Sadece aşklar var…

      Uçurumun kenarından kendimi izliyorum sonra. Evet evet bu uçurumun öte tarafında ben varım sanki. Sanırım bu uçurumu kapatmak için işlediğim cinayetlerin sebebi kendime ulaşabilmek. Uzakta biriyim sadece. Hayata karışık. Sırdan birisi işte. Tıpkı ben ama benden uzakta… Tüm zamanım bu uçurumun kenarından kendimi izlemekle geçiyor. Neleri yanlış yapıyorum neleri doğru. Neyim eksik neyim fazla. Sürekli izleyip sorgulamakla geçiyor. İşin garip yanı yükseklik korkusuna sahip birisi için yaptığım işkenceden başka bir şey değil.

      Neden hiçbir gerçeğe aşık olamıyorum. Neden hep kendi hayal kahramanlarımı yarattıktan sonra karşıma çıkan kadınlardan, onlara beden yaratmaya çalışıyorum. Ki bu eşleşmede gerçekçiliği aramıyorum bile. Bir gerçeğe aşık olmak… Ne kadar ütopik ve ne kadar manalı…

      Bir de başlayıp başlayıp biten ilişkiler silsilesi. Yeni birisi olduğunda nasılsa bitecek rahatlığıyla yalnızlığa devam mı etmeli yoksa sonsuzluk bekleyip kendimi de mi itmeliyim uçurumdan? Başka bir soru da bu sanırım. Ben hep ilkini yaptım. Aslında farkında olmadan ikincisine de kaydığım oldu. Tökezledim düşecek gibi oldum ama bir şeyler tuttu beni hep. Hala aynı yerdeyim işte; uçurum kenarı.. Ve hala aynı yalnızlık.. (ki hala yanlış yazıyorum bu kelimeyi ama word sağ olsun..) (06.05.07 – 01 23)

Published in: on Eylül 11, 2009 at 6:22 am  Yorum yapın  
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.