devir daim 1

     Ve hayat durağan ve hayat yalnız ve hayat garip… Bir diziye takılı kaldım, bir süredir. Aklımda yine onlarca binlerce cümle. Tutamadım aklımda. Ne zamandır dökmüyorum içimi kağıda. Yağ hücreleri damarlarda birikip tıkıyor ya hani, hani kalbi duruyor ya birilerinin bu sebepten… Benim yüreğimdeki cümleler de aynen öyle. Tıkıyorlar beni. Git gide yavaş atmaya başlıyor kalbim. Durmasına ramak kala kalemi alıyorum elime. Krize girinceye kadar ilacını içmeyen ihtiyarlar gibi..

 

     Bu kadar yavaş atan bir kalbe bu kadar duygu ağır geliyor zaman zaman. İsyan ediyor al yuvarlarım. Sararıyor sonbaharda düşmeye yüz tutmuş bir yaprak gibi. Hüzün yaprakları hazan mevsiminde.

 

     Sonbahar bir günümdeyim yine. Dışarısı tam bir ekim akşamı. Kışa yenilmeyen, asi bir ekim akşamı. Ceketimi alıp çıkmak geliyor içimden, içerden de annemin erken kalkacaksın yat artık sesi… İki ses arasında kalıp üşütüyorum.

 

     Zaten mevsimin geleneğinden gelir hasta olmak ve benim mucizevi bünyemden. Bir de bu ses cereyanları… Kulaklarım ağrıyor, cümleler akıyor gözlerimden. Hatta hem tıkanıp hem akar ya aynen öyle kalıyorum televizyonun başında, bir elimde vitamin abidesi çikolata kutusu.

 

     Çikolata bir hayat tarzıdır zaten büyük şehirlerde. Tüm günün sıkıntısını ve yalnızlığın depresif halini o eşsiz taddan çıkartmak isteriz. Anlık zaferler de kazanırız ( ki son derece bilimsel gerçeklerle…). Ama ertesi günü hiç sorma. Alkol ertesi şiddetli baş ağrısı gibi bu meretin de ertesi gün vicdan azabı vardır illa ki…

 

     Alkol ne anneannemizin evindeki kolonya şişesi kadar masumdur her zaman, ne de ecza dolabındaki kadar kutsal. Kendindeyken yapamadığın şeyleri, başkasıymış gibi yapmanın en kolay yoludur alkol içmek. Ve en güzel yanı, alkollüyken herkesin bunu olağan karşılaması ve hatta yer yer anlamsız bir ilgi ve şefkat göstermesidir. Garip bir durumdur alkollülük hali. Bilinçli bir bilinçsizlik. Çok içebilmenin gururu eşsizdir mesela. Hele bir yaşında bir bebeğin bile yapabileceği bir şeyi, alkole rağmen yapabiliyor olmanın inanılmaz kibirini anlayabilmek imkansızdır. Normalde amuda kalktığında mutlu olmayan birisi, Hayatının tümünde yaptığı yürüme eylemini, düz çizgide yapabiliyor diye övünmesi mesela. Her yaptığı şeyi ebeveynine gösterip, takdir görmek isteyen çocuk gibi olmak yani…

 

     Bir çocuğun ebeveyninden takdir alması ne büyük onurdur. Anne bak topa vurdum anne bak kulaç attım, anne bak kumandaya bastım… Hani şimdi para verip gittiğimiz psikologların bize anlattığı; her şeyden mutluluk çıkartmasını bilmeliyiz klişesini en iyi o zaman uygulayabiliyormuşuz.

Published in: on Mart 11, 2009 at 12:17 pm  Yorumlar (1)  
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.