Uçakta Özlemek Deliliği

Bazı hayatlar bir uçağın koltuk boşluğuna sığmayacak kadar geniş. Gitmek, varacağınız yerdekiler kadar güzel, bıraktıklarınız kadar hüzünlü, hayalleriniz kadar keyifli. Karanlıktayken hayallerin kadarı var camın dışarısında. İçimdekilerin saniyede yirmi dört kare hızla ilerlemesini izliyorum. Yanılsamalar var yirmi beşinci karelerde; senin fotoğrafını sıkıştırmış birileri. Durup dururken seni özlüyorum. Aramak istiyorum, uçağın güvenlik kuralları koruyor beni senden. Belki de hep uçakta kalmalı yeni ayrılıklarda; emniyet kemeri takılı, masalar kapalı… Dergilerdeki sudokudan dahi uzak durmak gerek. Yarım aklımız biraz sakinlikte kalmalı.

Karanlık, hayal gücünün güneşi gibi. Tüm özlediklerimi karşıma getiriyor. Karanlıktan korkuyorum ayrıldığımızdan beri. Karanlık, uyumak bir de özlemek için yaratılmış olmalıydı. Özlemenin en iyi kafein olduğu söyleniyor Orta Avrupa ülkelerinde. O ülkelerde bilim konuşulur, bizim gibi ülkelerde rivayetler.

Üçüncü dünya ülkerlerine gitmek istiyorum. Kimseye ait olmayan, az gelişmiş, rivayetsiz, bilimsiz ve muhtemelen sensiz ülkeler bulmak istiyorum. Kaybetmek istiyorum seni, yolda yürürken farkında olmadan cebimden düş, rüzgarla savrul ve geçtiğim tüm yollara dönsem bile bulamayayım seni istiyorum. Belki de aramak istiyorum. Aramak özlemek kadar acı vermiyor. Aramaktan yorulup uyuyabilmek istiyorum. Uyurken özleyemiyorum.

Aynı anda iki işi yapamıyorum son zamanlarda. Yürüyüşlere çıkıyorum. On dakikada bir, kenarda bir yerde oturup seni özlüyorum. Zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorum. Yorulunca biraz daha yürüyorum. Zamanın, iradem dışında geçmesini seviyorum. Bir de seni seviyorum ama bunun konuyla bir ilgisi yok. Belki de seninle hiçbir şeyin ilgisi yok. Ben kuruyorum bu ilgileri. Seni her şeye meze ediyorum. Sensiz çekilmiyor bu zıkkım.

Zehirleniyorum. Varlığın CO2’den O2’ye dönüştürüyor tüm kötülükleri. Yeşil gözlerin dünya için olmazsa olmaz. Yaşamak için benim ve insanlığın ihtiyacı var gibi. Belki sen başka gezegenlere gitsen oralarda da hayat olurdu. Mesela burada olmadığın zamanlarda hayat yok gibi.

Çok düşünüyorum son zamanlarda. Hep boşluktan oluyor bunlar. Boş kalmamalı insan; benim işim gücüm sen. Sana odaklanmalıyım. Yollar inşa etmeliyim ikimiz arasına. İkimiz arasındaki en kısa yol doğrudur diye hatırlıyorum lise yıllarından. Kimyasal tepkimeleri hatırlıyorum bir de. Seni gördüğüm zamanlardaki krampların sebebi bunlardı…

Geçmişe dönmenin faydası yok aslında. Bugüne gelmeliyim. Dışına çıkmamalıyım. Bakalım elde ne var; bilemedim hemen. Elde ne yok; sen. İnsan sahip olduklarından çok olmadıklarına bakıyor. Çok olumsuz düşünüyorum. Tekrar düşünelim. Elde ne var; özlem. Şimdi her şey daha pozitif sanki.

Nasıl yazılıyordu bu “her şey”? Ayrı yazılmalı sözlüğe göre ama gözüme çirkin görünüyor ayrı yazılınca. Bizim gibi, ayrı durmamız gerekiyor ama çirkin duruyoruz. TDK yüzünden bazı şeyler. Kılavuzlar uymamak için… Kılavuzluk etmesinler bize, can acıtacaklarsa. Kargaşada kalalım. Kargaşa zamanlarında bir araya gelme ihtimalimiz var. İhtimaller… 0-1 arasındaki sonsuzluğun ifadesi. Bu aralıkta nerede durursan dur içinde bir umut. Ümit etmek için yüksek ihtimallere ihtiyaç yok bu aralar. Özlemek her yere benzin dökülmüş gibi. En küçük ihtimalse bir kibrit çöpü kadar. Alevleri izliyorum gözlerimi kapattığımda. Yokluğun sıcak bir şey. Bazen de soğuk. Yokluğunda havalar mevsim normallerinin dışında seyrediyor her yerde. Normal seyretmek imkansız hiçbir yerde.

Film dahi izlemez oldum gittiğinden beri. Anlamıyorum uzun uzun hikayeleri. Sessizliklerde sesin uğulduyor kulaklarımda. Sesler sağır edecek… Seslensem geleceksin gibi. Hikayeler uyduruyorum, kendimi kandırıyorum; zaman geçiyor.

Tutarsızlıklarım var. Bir dediğim diğerini tutmuyor bu aralar. Tutturamıyorum, her anımın başına buyruk hisleri var. Başka zamanlarla kesişmiyor. İnsan değişiyor, hep özlüyor. İnsan değişiyor, daha farklı özlüyor. Bazen üzülüyor bazen tebessüm ediyor. Kendisini bir başkasıyla değiştirmek istiyor. Kendisini verip, üzerine biraz da para verip, bir başkasını alabilmek istiyor. Her istediği olmuyor insanın. Kendine altın semer de vursa yine kendinsin işte. İnsan isteğini kaybediyor. Bir eşeklik var bu işte henüz çözemediğim. Eskiden çözebilirdim ne sorsalar. Büyüdükçe daha çok öğrenirsin derlerdi, büyüdükçe düğümleniyor insan.

Kaçamıyor insan. Büyüklerden izin alması da gerekmiyor artık ama gidecek yer de bilmiyor. Önce sağına sonra soluna sonra tekrar sağına bakıp geri oturuyor olduğu yere. Oturdukça sıkıntıdan daha çok özlüyor. Özlemek, özlemekle tükenmiyor. Kendini tüketebiliyorsun… Bir de sigara tükenebiliyor.

Tadından çok alışkanlıktan içiliyor sigara. Özlemekle iyi gidiyor diye belki. Rakıyla peynir gibi özlemekle sigara içiliyor. İkisi de öldürüyor insanı. Birbirinin etkisini arttırıyor. Ağzım kuruyor. İnsan kurdukça kuruyor. Aklın bir tuşu olsa da kapatılabilse; kapanmıyor bu meret. İstemsiz düşünüyor insan, istemediklerini düşünüyor. Henüz kendime söz geçiremiyorum.

İnsan nelerden geçebilir hayatı boyunca. Yollardan, şehirlerden, kendinden? Peki neden senlerden geçilemiyor? İnsan kalıveriyor. Kalmak tekerrürden ibaret, yerimde sayıyorum. Sayılar sonsuza doğru gidiyor…

Bir sonunun olduğunu bilmek içimi rahatlatıyor. Ne zaman olduğunun bilinmemesi, katlanmaya sebep oluyor. Tek avuntunun, biteceğini bilmek olması ne büyük sıkışmışlık.

Lütfen kağıdınızı kaleminizi kaldırınız diyor hostes. Uçak inişe geçiyor. Yaklaştığımız şehrin ışıkları gözlerimi alıyor, başka yerlere götürüyor. Geri geliyorum. Yorgunluk var üzerimde.

Published in: on Eylül 3, 2016 at 4:34 pm  Yorum Yapın  

Aforizmalar 25

Boş konuşuyorum, her zamankinden farklı. Daha boş yani. Kelimelerin dolu tarafını gör istiyorum. İyi niyetinden medet umuyorum. Umudum yok aslında, vazgeçtim senden. Sadece alışamadım henüz. Alışkanlıklardan nefret ettim hep, şimdi bekliyorum.

Published in: on Ağustos 22, 2016 at 1:29 pm  Yorum Yapın